Reid Miles’a öykünen görsel referanslardan her bir ses zerresine kadar Blue Note mirasına ve caz müziğine yapılmış bir homage ama hepsi bu kadar değil. Madlib’in sonik dünyasına hoşgeldiniz!
Blue Note’un A&R departmanında olduğunuzu düşünün. Daha önce biri remix projesi olmak üzere iki rap albümü yayınlamış bir label olarak, caz tarihinin en kutsal kataloglarından birini Madlib gibi öngörülemez bir prodüktöre teslim eder miydiniz?
Bugün bakınca kararın doğruluğu tartışılmaz ancak henüz 2003 yılıydı ve kimileri için bu bir riskti.1 Jaylib’in “Champion Sound”u henüz ortada yoktu. “Madvillainy” kayıtları tamamlanmış olsa da albüm yayınlanmamıştı. Madlib’in etkisi büyük ölçüde Batı Yakası’nın bağımsız hip hop sahnesiyle sınırlıydı. Yani, bugün bildiğimiz o “kült figür” henüz oluşmamıştı.
Retrospektif bakışı şu an için bir kenara bırakıp ortaya çıkan işe bakalım:
“Shades of Blue: Madlib Invades Blue Note”, kapağındaki Reid Miles referanslarından “Outro”daki Maurice “Smoothie” Cullaz sample’ına kadar Blue Note mirasına yapılmış bir saygı duruşu. Albümü eşsiz yapan şey ise bundan daha fazla: Madlib, önce mirası parçalarına ayırıp sonra kendi bildiği şekilde yeniden kuruyor.

İstiladan Önce Blue Note
Madlib’in Blue Note ile nasıl bir araya geldiğini anlamak için tarihten bahsetmek, hem label’ın hem de müzik endüstrisinin geçirdiği dönüşümü konuşmak gerekiyor.
1960’larda Liberty Records tarafından satın alınan label, kurucu Alfred Lion’un emekliliği ve sanat yönetmeni Reid Miles’ın ayrılığıyla ilk büyük kırılmasını yaşadı. Farklı -ve oldukça karmaşık- şirket birleşmeleri ile satın alımlarının ardından son sahip EMI, ‘79’da Blue Note etiketini aşamalı olarak piyasadan çekti.
Blue Note, 1985’te Bruce Lundvall liderliğinde yeniden doğduğunda müzik endüstrisi değişmeye başlamıştı. CD yükselişteydi2 ve Lundvall, Blue Note için oldukça agresif bir reissue programını devreye soktu. Geniş katalog, plağa göre kolay çoğaltılabilir CD formatı ve güçlü dağıtım birleşince Blue Note için yeni bir dönem başladı.3
90’lara gelindiğinde label bir yandan klasiklerini basmaya devam ederken, çağdaş ve mainstream caz projelerine de yatırım yapıyordu. Tabii ki, Jazz Rap’ten de haberdarlardı. Prodüktörler için Blue Note kataloğu bir hazineydi. Bu imkanı da değerlendirmek isteyen şirket ‘93’te “Blue Break Beats” serisini başlattı.* Aynı sene Us3 – Hand On the Torch ve daha sonrasında “The New Groove: The Blue Note Remix Project” ile rap müzisyenleriyle iş birliği yaptı.

İstiladan Önce Madlib: Caz, Fender Rhodes ve Yeni Kıtaların Keşfi
Madlib’in cazla ilişkisi, bir üretici – materyal ilişkisiyle sınırlı değil: Pragmatik “sample bulma” pratiğinden çok daha derine gidiyor. Red Bull Music Academy’deki söyleşisinde hayran olduğu ilk kayıtların caz kayıtları olduğunu söyledikten sonra her şeyin nasıl başladığını şu şekilde anlatıyor:
“Altı yedi yaşlarımdayken caz dinliyordum. Amcam Jon Faddis, Dizzy Gillespie ve Roy Ayers gibi isimlerle birlikte çalmıştı. Ben de onun arşivinde bütün plaklarını çaldım, böylece beat yapmaya başladım.”
Ailesindeki pek çok kişi gibi müzikle ilgilenen sanatçının amcası Charles Mingus, Aretha Franklin, Ron Carter, George Benson, Lou Reed, Eric Clapton gibi isimlerle de çalıştığını eklemek gerek. Aileden Blue Note ile ilk çalışan kişi de trompetçi Amca Faddis’tir.
Biraz daha geriye saralım: Blue Note’un davetinden iki sene önce Yesterday’s New Quintet isimli kurgu caz projesiyle “Angles Without Edges”i yayınlayan Madlib enstrümantalist olarak da cazı yeni bir formda sunacağını gösterir. Düzenlemelerine, zaten aşina olduğumuz sampling’in tekniklerinin yanına canlı enstrümanları ve caz klasiklerinin interpolasyonlarını da eklemişti. Sampling ile canlı enstrümanların iç içe geçtiği yapı, davul ve Fender Rhodes temelinde inşa edilmişti.
Halihazırda ”The Birth of YNQ”da Fender Rhodes’un ses dünyasına olan ilgisini Denny Zeitlin’in cümleri ile anlatsa da, Red Bull Academy’de Quasimoto sonrası hakkında konuşan sanatçı, YNQ’in debut albümünün yapım süreci hakkında şunu söylüyor: “Bir Fender Rhodes aldım ve iki hafta sonra ilk albümümü çıkardım. Sevdiğim kayıtları inceledim ve sadece oturup yaptım.”
Aslında alter egosu Lord Quas ile yayınladığı Quasimoto’nun debut albümü “Unseen” psikedelik seslerle öne çıksa da caz yine oradaydı. Sadece “Jazz Cats Pt.1”ı dinleyip sözlerini okumak -hatta sadece sample’larına bakmak bile- pek çok şeyi anlamak için yeterli: “We got the jazz my man.”
“Kapıyı çalın, size açılacaktır”
Bazen her şey basit bir eylemle başlar.
“Angles Without Edges” 11 Eylül 2001 gibi talihsiz tarihte yayınlansa da Stone Throw’un kurucusu Peanut Butter Wolf, Blue Note ile iletişime geçip önce albümden bahseder, sonra da Madlib ile bir proje yapmalarını önerir.
Her şey gerçekten PBW ve Madlib arasındaki bir şakayla başlamış olsa da Blue Note’un A&R direktörü Eli Wolf albümden oldukça etkilenmiştir: Proje onaylanır, Blue Note arşivini Madlib’e açar.
Üstelik gönderilen materyaller master kayıtlardan ibaret değildi.4 Madlib’in ifadesiyle hazine şöyleydi:
“Bana eski kayıtların master kayıtlarını gönderdiler. Enstrüman eklememi, remix yapmamı istediler. Daha önce duymadığın şeyleri, farklı take’leri, kayıtlar arasındaki konuşmaları falan duyuyorsun. Şarkıdan 30 saniye önce stüdyoda konuşuyorlar, birine bir şey yapmasını söylüyorlar ya da birine küfür ediyorlar.”
Böylesi bir erişim imkanı, Madlib’e yeni alanlar açarken, Blue Note’un sanatçıya ne kadar güvendiğinin de bir göstergesi sayılabilir.
Blue Note, daha önce de kataloğunu rap sanatçılarına açmış olsa da Madlib’in yaptığı şey, diğerlerinin önüne geçti. Yaklaşımı, sample’lar ve davul ritmlerini birleştirmekten ibaret değildi. Madlib’i bir “sonik arkeolog” olarak düşünmek daha doğru olacaktır.
Şarkılar form değiştirirken, ortaya çıkan yeniden yorum, remix ve yeniden düzenlemenin birbirine girdiği çok katmanlı yapı, bazen atmosferik sesler, bazen pan oyunları, bazen sert groove’lar, bazen rap verse’leri ve skit’ler içeriyor.
Bu önemli kataloga getirdiği kendi yorumu ile Madlib, farklı kitleden dinleyicilere de birbirlerinin kültürlerini tanıma şansı verdi: Rap dinleyicisini cazın özüne yaklaştırırken, çoğunlukla Hip Hop’a mesafeli duran caz dinleyicisine yeni bir kapı açtı.
“Shades of Blue: Madlib Invades Blue Note”, bir remix albümünün ötesine geçerek caz ve rap kesişiminde referans işlerden biri haline geldi. Bugün hâlâ bu iki tür birlikte anıldığında köşe taşı olarak adı ilk geçen albümlerden biri.
Blue Note’un aynı yıl kaynak materyalleri ayrıca yayınlaması da 5 dönemindeki tepkinin ne kadar hızlı hissedildiğinin bir göstergesi. Peki ya Madlib memnun muydu? Cevap olması gerektiği kadar kişisel:
“Aslında tüm albümlerim arasında en çok gurur duyduğum bu.”
Dipnotlar:
1. Albüme 8.6/10 gibi yüksek bir skor veren Pitchwork, Madlib’in, Sun Ra, George Clinton ve Lee “Scratch” Perry gibi “siyah radikal ustaları” hatırlattığını belirttikten sonra şu sözlerle yer vermişti: “Tanım gereği, bu tür peygamberler üretkendir (…) Zaten müzikal olarak ete kemiğe bürünmeyi bekleyen bir düzine daha fikir varken, mevcut fikirleri düzenlemeye kimin vakti var ki? Bu, her bir parlak an için iki veya üç tam fiyasko içeren korkunç derecede tutarsız diskografilere yol açan aynı anda bir lanet ve bir nimettir.”
Tam da yeri gelmişken, pek çokları gibi hem sanatçı Sun Ra’nın hem de mistik Sun Ra’nın Madlib üzerindeki etkisini de ayrıca düşünmek gerekir.
”Jazz Cats, Pt. 1”da bahsedilen, MF DOOM ile plakları takas edilen sanatçı Sun Ra da, ”Shadows of Tomorrow”da adı sayıklanan mistik Sun Ra da Madlib’in de zihnini doğrudan etkilemiştir.
O kadar ki Madlib, Red Bull Academy’de, tıpkı Sun Ra’nın dediği gibi, ”Satürn’de doğduğunu” bile söylemiştir. Bu Afrofütürizm ile Sun Ra’nın kozmolojiye dayanan mistisizminin açık bir göstergesi kabul edilebilir. Sun Ra’nın inançları, her ne kadar Five Percent Nation ve The Nation of Islam gibi oluşumlar kadar kitleselleşmese de özellikle bir grup Afro-Amerikalı müzisyen üzerinde böyle bir etkisi olmuştur. Bunu da başka bir yazının konusu olarak şimdilik kenara kaldırıyoruz.
2. CD formatında 1 milyon satışı geçen ilk albüm de yine aynı sene, 1985’te yayınlanan Dire Straits – Brothers in Arms olmuştu.
3. Bununla beraber plak üretimine de devam ettiren Lundvall, farklı pazarlar için farklı imprint’ler ile Amerika’da, Fransa’da ve Japonya’da plak basmaya da devam etti. Bugün hem fiziksel özellikleri ve mastering kaliteleri sebebiyle caz plağı toplayan koleksiyonerler arasında tartışılmaya devam ettiğini de ekleyelim.
4. Bu geniş kütüphanenin içerisinde ham materyalleri ve hatta daha önce yayınlamayan kayıtları da ilk kez Madlib aracılığıyla duyarız: Örneğin; “Distant Land” parçasıda Donald Byrd’ün ’73’te kaydettiği ancak daha önce yayınlanmayan bir kaydını kullanır.
5. ”Untinted: Sources for Madlib’s Shades of Blue” başlığıyla yayınlanan bu toplama albüm dijital platformlarda yer almıyor ancak KD farklı bir cover görseli yaparak sizin için bir Spotify playlist’i olarak hazırladı. Orijinal derleme, aynı başlıkla ve çalma listesinin ilk 12 parçasıyla yayınlanmıştı. Biz bağlamı genişleterek, Madlib tarafından sample olarak kullanılan diğer materyalleri ekleyerek kendi ”deluxe versiyonumuzu” oluşturduk. Dinlemek isterseniz, buyurunuz:

![PROVOKE [1]: MANİFESTO provoke-1-manifesto-kayitdisico](https://kayitdisi.co/wp-content/uploads/2022/01/provoke-1-manifesto-kayitdisico-218x150.jpg)
